10 Şubat 2011 Perşembe

Aşk dediğin laftır derler, sakın kanma onlara!!!

hazır 14 şubat sevgililer günü yaklaşıyorken size başımızın belası romantizimden bahsetmek istiyorum. nedir, ne değildir, nedendir, niye hep erkekten bekleriz?
bir kere herkesin romantizmi kendinedir. benim bundan anladığım şey kapıyı açtığımda elinde çiçeklerle bekleyen adam da olabilir, beni şık bir yemeğe götüren daha da güzeli evde saatlerce benim için yemek hazırlayan adam da, doğum günümde pasta almak yerine browninin üstüne mum dikip üfle aşkım diyen adam da (bknz.burda bir düşünce var pastayı herkes alıyor,basit düz). romantik erkek, romantik anlar  kızların o anki ruh haline ve neyi nasıl algılamak istediğine göre değişir. e tabi haklı olarak madem her şeyi kafanızda yaratıyorsunuz bizi ne yoruyorsunuz diyebilirsiniz.... demeyin, siz ki ataerkil ailelerde yetişmiş, kendini kadından üstün sayan , aile içerisinde emir komuta zinciri oluşturmaktan çekinmeyen, höt demeyi kendine hak gören, en çağdaşından ya da öyle görüneninden akşam kız arkadaşlarımızla bir kahve içmek için bile izin almak zorunda kaldığımız erkekler değil misiniz? Öyleyse ilişkiyi ayakta tutmakta sizin sorumluluğunuzda, bu güne kadar küçük jestler yapıyor diye ölen erkek görmedim, göreceğimi de sanmıyorum.
Bir de bizim asıl derdimiz ne biliyor musunuz? hep bizi düşünün, en çok bizi sevin, aklınızda yalnızca biz olalım istiyoruz...o gün ne kadar çok işinizin olduğu önemli değil, bizi hiç aramamanıza rağmen annenizle , ablanızla konuştunuz diye çıldırabiliriz mesela? hele ki siz bizi sürekli ablamın yemekleri, annemim börekleri şeklinde bir yarışa soktuysanız onlarla dost olmamızı beklemeniz çok büyük bir yanlış... siz bizi bir kez olsun kıyasladıysanız onlar artık bizim sadece rakibimizdir....ayrıca bu duruma bizi siz soktuğunuz için de utanmalısınız... kıskançlık kadının içine yerleşen canavardır.
hem bir de şöyle düşünün ,siz dertlerinizi anlatmazsanız ortak olamayız , zaten işlerin arasında kaybolup yitecek bir telefon edemeyecek, sms ya da mail atamayacak  kadar küçükse aklınızdaki yerimiz çok yazık değil mi bize?
düşünerek kendi bulduğunuz size ait olan daha önce kimsenin aklına gelmeyen -ki benzerleri yaşanmış bile olsa anlatırken süsleme işini biz hallederiz merak etmeyin, başka bir kıza yapılmayan jest bize yapılırsa bunu göğsümüzü gere gere anlatabiliriz, işte ben bu kadar değerliyim, bu kadar çok seviliyorum diye havamızı atabiliriz, bu ayağımızdaki pahallı ayakkabıdan kolumuzdaki asgari ücretten pahallı çantadan bile daha çok mutlu eder bizi...


yoo hayır hala çok şey istemiyoruz, "onun kocası şunu yapmış, şunun sevgilisi böyle diyormuş" gibi şeyler söyleyerek sizi yarışa sokmak değil derdimiz, değerli olduğumuzu hissetmek istiyoruz, sizden küçük romantik jestler göremeyince sinirleniyoruz, kızıyoruz , değişiyoruz.... ilişkinin başında cıvıl cıvıl olan kızı kaybettiyseniz tüm sorumluluk sizin, kızlar saftır, bir tatlı söze, iki şiire, ota, çere-çöpe, bu şarkı bana seni düşündürüyor denmesine kanacak şekilde yaratılmışız, elimizde değil... bu modeller böyleyken anlamaya ya da değiştirmeye çalışacağınız vakti, eforu bizi şaşırtmaya harcasaydınız iki ayrı tür olarakta çok mutlu mesut dolaşıyor olurduk şu dünyada, demedi demeyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder