14 Şubat 2011 Pazartesi

ortaya karışık

bu gün 14 şubat 2011, hiç bu kadar ortaya karışık bir gün yaşamamıştım. saçmalardan seçmeler bloguma tam da uygun gelişiyor her şey....
bir kere ben bugün çok sinirliyim, sebebini niyesini niçinini bilmiyorum, kendimi anlayamıyorumda. huysuzum, kalp kırıyorum, sonra pişman olup kendimi kanatıyorum. hani ağzından dökülen sözcükler bir-iki saniye farkla beyninde yankılanır ya önce, sonra pıtır pıtır dökülür dudaklarının arasından durduramazsın, beynine hükmün geçmez kızarır bozarır pembenin kırmızının binbir tonunu paylaşırsın yüzünde seninle konuşmakta olan insanla, ve daha söylemeden pişmansındır söylediklerine... işte öyle bir şey....
çok üzüldüm, iş arkadaşlarımdan birinin babası gırtlak kanseri olduğu için vefat etti bugün. şu sıralarda televizyonda dönen gırtlak kanseri- sigarayı bırakın temalı reklamda beni oldukça etkilemişken üstüne bunu yaşamak beni oldukça sarstı. anlatmam ne kadar doğru bilmiyorum ama ağzından burnundan çok miktarda kan gelmiş, mide ya da beyin kanamasından kaynaklıymış ölümü kesin bir şey yok henüz, zaten vücut kan takviyesini de kabul etmemiş.
ölüm hepimiz için evet, ama kısa yoldan acı çekerek kendine bunu yaparak koşmak niye? yanlışlıkla yolda yürürken biri çarpsa omzumuza dokunsa oflayıp pufluyor bazen ağza alınmayacak küfürler savuruyoruz, ama kendimize acı çektirmeye gelince iş, dumanın arkasına gizleniveriyoruz.
ben astım hastasıyım, bugüne dek hiç sigara içmedim. merak bile etmedim ama gözümden sakındığım miniş kardeşim tabiri caizse baca gibi tüttürüyor, her sigarasını yakışında içim burkuluyor üzülüyorum ablayım ben. hastanede yattığım dönemde odamda, yan odalarda gırtlak kanseri hastalarla bir kaç gün geçirdim, hepsi pişman gelde bunu ufaklığa anlat... herkes benim başıma gelmez diye düşünüyor en büyük hatamız kibirimiz, kendimizi üstün görme, diğerlerinden ayırma yanılgısına düşmemiz. hepimiz bırakması için çabalıyoruz, umarım söylemek istediklerimizi bize yaşatmadan anlar ve bırakır şu zıkkımı.... giden bir şekilde kurtuluyor acılarından, kalan pişmanlıklarıyla iç hesaplaşmalarıyla kalıyor bu dünyada.
gelelim penguen dergisinde yayınlanan karikatüre, kızdım mı? evet, kızdım. karikatür günümüzde hiciv sanatının en güzel uygulandığı uyarlandığı mecra, dini Allah'a ulaşmakta araç olarak kullanmak yerine, dünyadaki amaçlarına ulaşmada kullanan riyakar, yalancı dindarlardan bende nefret ediyorum, yine penguen'in kapağında yer alan hükümet yalakası karikatürüne kahkahalarla gülmüşken, son yayınlanan burada yer vermeyeceğim karikatürün maksadını aştığını düşünüyorum, midenin yumuşak yerindeki o bazı küçük noktalara dokunmadanda mizah çokta güzel yapılabilir.
bir de odatv nin baskına uğraması meselesi var.... sanıyorum ki gerçekleri saman altından su yüzüne çıkaran, çıkarmaya çalışan herkesin başına aynısı gelecek... ben ki siyaset konusuna girildi mi bulunduğum ortamdan kaçardım, artık yaşananlara seyirci kalamıyorum, en çokta üzerimize oynanan oyunlardan haberi yokmuşçasına gözü kapalı savunanlara kızıyorum, kandırılıyorsunuz, kandırılıyoruz diyorum. dinletemiyorum.
hiç mi güzel bir şey olmadı bugün? oldu elbette hepimizin mevlid kandili mübarek olsun...
ha bir de sevgililer günü bugün.... kendimi bildim bileli aynı adam sevgilim, bir de üstüne üstlük evledik ama yıllar yılı bir türlü kısmet olmadı sevgililer gününü beraber geçirmek, şimdi de askerde sevdiceğim... belki de hiç özel bir şey yaşamamamış olmamadan kaynaklı benim için hiç bir anlamı yok bugünün... yine de olanın olmayanın, sevgililer günü kutlu olsun 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder