26 Ekim 2015 Pazartesi

...

o sarkıyı dinlerken farkettim birden bire,
meğer 30 yılı devirmişim ama hiç sevilmemişim...

2 Eylül 2015 Çarşamba

bir çay içsek?

inanir misin, attığım taş kurbağanın umrunda bile değil.
dünya da benim.
"hassas" mutfak terazini sevdiği çayı bulabilmek için alıp 2 gr şundan 3gr bundan koyan ,
bir güzel harmanlayan kız sallama çay içiyor artık.
inanır mısın, hiç bir şeyin tadı yok.
neşter değerken usulca içim değil, tenim acıyor artık, ölesiye korkuyorum ölmekten.
inanır mısın, zaman kavramını kaybettim.
peki, hayatta kalan son sevdiğim senmişsin gibi bakmayı bana kim öğretti?
aynada hep aynı yüzle karşılaşıyorum bırakmıyor peşimi,
inan bana biliyorum! beraber bir çay içsek geçecek hepsi.
ve biliyorum ki bir çay içsek geçecek, geçecek hepsi
...

2 Temmuz 2015 Perşembe

düş - erken


bizden daha çok nefret ettiğim kimse olmadı benim,
ve her nasılsa bizden daha çok sevdiğim.
kendimi kaybolmuş hissettiriyordun ve ben bulunmaktan korkuyordum.
bir fısıltı
bir haykırış...
sesim çıkmıyor artık, gözlerim yaşarmıyor.
hiç bu kadar şaşkın bakmamıştım hayata,
ve hiç bu kadar alışmamıştım yaşamaya.
ölmekten korkar insan ve delice ölmeyi ister.
oysa sürekli biz olmayı dener ve hep sende kaybolurum ben,
kaçmak isterim,
düşerim.
boşver, sizin yerinize de ben acı çekerim.
daha mutlu olamam ben,
ki ben daha yalnız da kalamam.

22 Nisan 2015 Çarşamba

bugün

bugün bir demlik çay içtim,
ve kuş lokumunun en çok yeşilini sevdiğimi farkettim.

bugün her şey normale döndü,
ve ben kimsesiz kaldım.



28 Ekim 2012 Pazar

kapılar

kaybolduysan gittiğin her yerin, açtığın her kapının yanlış olduğunu
düşünmeye başlarsın.
gerçekten kayboldun mu? Yoksa kendinden mi kaçıyorsun? kim bilebilir?
neden diye sorulmadığı için aslında tüm cevaplar çoktan hazırdır. Bir
başkası alsın,
kullansın diye rafa kaldırılmış hep aynı cevaplar, herkesin sahip olduğu ama
kimsenin sahip çıkmadığı.
ya kafamda söylemek için binlerce kez prova yaptığım sözlere göz yaşı karışırsa,
yağmur yağar, gök gürler ve ben unutursam.
loş sokaklarda gölgemi kovalar,yine de kendimden kaçamazsam.
delirmeyi dilersem, hatırlamak istersem.
susarsan.
çığlıklarım yeri göğü inletmez hiç bir zaman,
kapılar çarpar suratıma,
kapılar açılır önümde ve önümde eğilirler.
ya ben susarsam.

26 Haziran 2012 Salı

şarkılar seni söyler....

pencerelerini sımsıkı örttüğüm evimde
rüzgardan saçlarım uçuşuyor,
ben şarkı söylüyorum.
inanamıyorum,
duraklayarak dinliyorum karanlığı,
soluyorum kendi kendime yabancılaşışımı ,
yolunu kaybetmiş bir sevgi kırıntısı getirir diye belki rüzgar
sıkı sıkıya örtülmüş tüm pencereleri açıyorum bugün,
üşüyorum! hep üşürüm zaten.
dışarısı soğuk, dışarısı ayaz,
tanımadığı kokulara alışmaktan korkar insan,
ve en kolay da en çok istediğinden vazgeçer.
hem zaten iskeleye bağlıysan eğer,
demir atmana da gerek yoktur,
kim ne derse desin,
sen ne iskeleyi sürükleyebilirsin ardından,
ne de ayrılabilirsin bir kulaç öteye yalnızlığından...



21 Haziran 2012 Perşembe

çakıl taşları






bu kadar sevdiğim için mi bu kadar kimsesiz bırakıyorsun beni?
ne konuşarak ne de susarak anlıyoruz birbirimizi.
belki de yalnız uyuyamadığım için kimsesiz bırakıyorsun beni?
biliyorsun gözlerim kapanana kadar tüm anlamsız sorular, 
bunun için duymak istemiyorsun,
yormuyorsun yok yere kendini.
büyük bir mutluluk için küçükleri feda etmek,
denize ulaşmak için ayaklarını parçalayan çakıl taşlarını umursamamak,
kanarken, kanmak.
ve bir gün her şey tüm basitliğiyle usulca bittiğinde,
hayatın ciddiyetinin farkına bir türlü varamamak,
aşkın yalnızca bir kez oynayabileceğin bir kumar olduğunu bilerek ,
hiç gelmeyecek ikinci şansı beklerken, 
neyi beklediğini bile bir türlü hatırlayamamak.
hem boş yere o kadar önemsiyoruz ki kendimizi,
kalabalıkta bir suret olduğumuzu unutarak,
tüm başlangıçlar gibi ihtişamlı olmalı sonlar da diyoruz,
hakkettiğimiz gibi yer yerinden oynamalı,
bu yüzden sessizce çekip gittiğinde birimiz,
şaşıramıyor bile kalan, konduramıyor kendine,
inanamıyor bittiğine.